Image for post
Image for post

Ebeveyn olmak kişinin hayatındaki, belki de en önemli konu…

Anne- baba olunca, o yaşa kadar biriktirilen her şey bir anda önemini kaybetmeye başlıyor.

Dünyadaki herkesten ve her şeyden daha kıymetli biri vardır artık…

Daha önce çocuk sahibi olan yakınlarınızda gözlemlediğiniz ve size garip gelen ne kadar durum varsa, bir anda içinde bulursunuz kendinizi.

Var olmanın ağırlığından, var etmenin ağırlığına yolculuk başlamıştır.

Dünyaya gelen bu canlı, sizin eseriniz olacaktır…

İyi olsun, her şeyi olsun, çok seveyim, herkes çok sevsin vs… derken

içimizden gelen bu büyük coşku ile, gerçekliği ve mantığı devre dışı bırakabiliriz.

Kirpi bile yavrusunu pamuğum diye severmiş!

O misal…

Hayallerimizi ve ideallerimizi akıtırız…


Image for post
Image for post

Psikolojik dayanıklılık yani sıkça duyduğumuz diğer ismi ile resilience,

kişinin zorlu zamanlarda akıl ve ruh sağlığını koruyabilmesi olarak tanımlayabiliriz.

Latince kökeni ise ‘esneklik’ kelimesinden geliyor.

Esnek olanın dayanıklı olduğu , katı ve sert olanın ise kırılmaya ve yıpranmaya daha yatkın olması olarak düşündüğümüzde, psikolojik dayanıklılık hakkında biraz daha fikir sahibi olabiliyoruz.

Psikolojik dayanıklık, bebeklik dönemimizde anne ya da bakım veren ile gelişen bağlanma türümüz ile de ilişkili…

Güvenli bağlanan çocuklarda, psikolojik dayanıklılığın daha fazla geliştiğini gösteren araştırmalar bulunuyor.

Peki psikolojik dayanıklılığımızı nasıl geliştireceğiz ?

Bu sorunun yanıtı için, birkaç anahtar kavramın altını çizmek isterim…

Öncelikle ‘kabul’

Keşkeleri çok olan bir kültürün insanlarıyız kabul. …


Image for post
Image for post

Doğduğumuz coğrafya kaderimiz mi?

Üzerine çokça tartışılan bir soru…

İnsan gelişimi ve psikolojisi açısından bakacak olursak, belki kaderimiz değil ama hayata bakışımızı, doğru&yanlış, sebep&sonuç değerlendirmemizi fazlaca etkileyen unsurlardan biri mutlaktır ki kültürdür.

Bizim kültürümüzün, öz-güven, öz-değer, öz-şefkat, kişilik gelişimi gibi konularda çokça hasar bırakmaya uygun bir yapısı var.

90’larda çocuk olanlar çok iyi bilirler;

Misafirliğe gidildiğinde, ikinci dilim keki istemek büyük ayıptır ve bir anda annenizin size çevrilen kocaman gözleriyle karşılaşırsınız… Talep etmek ile arsızlık arasındaki ayrım çok da net değildir, dengeler şaşabilir..

Bugün biraz daha üzerine durmak istediğim konu ise, duygularla kalabilmek,

özellikle de olumsuz olanlarıyla…

Mesela derin bir üzüntü içerisinde olduğumuzu düşünelim. …

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store